Arama Kriterleri

Tüm arama kriterlerinizi belirleyebilir en hızlı şekilde hayalinizdeki konuta ulaşabilir

Dolar DOLAR 3.49 TL 3.51 TL
Euro EURO 4.12 TL 4.13 TL
Sterlin STERLIN 4.47 TL 4.50 TL
Blog / Aklınızda Bulunsun
EN ÇOK DEĞER ARTIŞI GÖRÜLEN YAZLIK BÖLGELERİ EN ÇOK DEĞER ARTIŞI GÖRÜLEN YAZLIK BÖLGELERİ Yazın yaklaşmasıyla birlikte Ege bölgesindeki ‘ikincil konut’ ya da halk arasında kullanılan deyişi ile ‘yazlık’ arayışları yeniden hareketlenmeye başlamakta. İstanbul-İzmir Çanakkale köprü bağlantısı ve İstanbul-Bursa-İzmir otoyol çalışmaları ve kentsel dönüşüm çalışmaları sebebiyle özellikle arsa-arazi ve yaz-kış kullanıma uygun yapılaşmalara olan talep devam ediyor. İstanbul –İzmir arasını yaklaşık 4 saat indireceği planlanan İstanbul-Bursa-İzmir-otoyol projesinin etkisi ile genel olarak İzmir sahil şeridinde Urla, Çeşme, Karaburun ve Güzelbahçe ilçelerinde arsa-arazi ve yaz-kış kullanıma uygun yapılarda değer artışı görülmekte. Son birkaç yılda Ege ve Akdeniz kıyılarındaki birçok yerleşim yeri, gerek yerli turist gerekse de ulaşım rahatlıkları sebebiyle yaz sezonu boyunca oldukça artan hareketliliğe sahip duruma geldi. Hatta İzmir’in başta Çeşme ilçesi olmak üzere, Urla ve Seferihisar ilçelerinde de artık yazlık konutlar yaz-kış oturmak için tercih edilir hale geldi. Ege'nin kuzey kısmında göze çarpan sahil yerleşimleri olan Dikili ve Ayvalık yerleşimlerinde de sadece yaz mevsiminde kullanılan ikincil konuttan tüm yıl boyunca kullanılan apartman dairesi tipinde birincil konuta kayılmakta olduğu görülüyor. Özellikle Çeşme-Urla-Güzelbahçe ilçelerinde son bir yılda %25 civarında değer artışı oldu. Aklınızda Bulunsun
İzmir'in ilçe adları nereden geliyor. İzmir'in ilçe adları nereden geliyor. Aliağa Adını Ali Ağa adındaki bir kişinin çiftliğinden alan Aliağa'nın kuruluşunun 4. Murat dönemine kadar uzandığı bilinmektedir. Bir söylenceye göre; çiftliğin sahibi Ali Ağa, bir suç işler. İstanbul’da ölüme mahkum edilir. Avustralyalı Baltacı Edwars  (sonradan Müslüman oldu ve Kenan adını almıştır) tarafından bu cezadan kurtulur. Ali Ağa bu can bağışının altında kalmaz ve adını değiştirmemek koşulu ile çiftliğini Edwars'a bırakır. Edwars buraya üç katlı bir malikâne yaptırır. Aliağa'nın ilk yapısı budur. Balçova Eskiden Ayesefit olarak kullanılan köyün adı, köy arazisinin büyük bir kısmının balçık olması nedeniyle, Balçık Havi olarak değişmiş ve daha sonra söylene söylene Balçık Ova birleşerek bugünkü ismi olan Balçova adını almıştır.  Bayındır Bayındır ilçe merkezinde Bizanslılar döneminde yerleşimin bulunduğu ancak Selçukluların gelişi ile Orhan Gazi tarafından 14. yüzyılın başlarında 24 Oğuz boyundan Üçoklar’ dan biri olan Bayındır Türkmen Boyunun kendi adı ile yeni bir yerleşim oluşturduğu bilinmektedir.  Bayraklı Bayraklı adı hakkında var olan söylencelerden ilki; Batı Anadolu kıyılarını kendilerine insan kaynağı olarak seçen Türk korsanlar ile ilgilidir. O dönemde Akdeniz’e hakim olan denizciler her yıl İzmir’e gelip, bayraklar açarak levent toplarlar. “Solumadan can vermek, terlemeden mal kazanmak isteyen bayrağımız altına gelsin” sözleriyle gönüllü çekmeye çalışılır. Bayraklar, günümüzdeki Bayraklı’nın bulunduğu yerde açılmakta ve gönüllüler orada yazılmakta olduğu için yörenin adı yıllar içinde Bayraklı olarak kalır. Bergama Helenlerden çok önce Batı Anadolu'da Pelasglar ve Luvi halkı yaşardı. O zaman Bergama'nın adı Parg-a-uma idi. Perg=Berg Arapçadaki Burç anlamına geliyor, kale demektir. Uma ise, “halk” demektir. Pergamon adı ise, Helenleşmenin başlamasıyla dönüşen bir kelimedir. Bugün Bergama adı aslında ilk kullanılışı olan Pargauma'ya daha çok benzer.  Beydağ “Palaipohs”, Helen dilinde, eski kent demektir. Bu ad yakın zamana kadar Balyambolu olarak kullanılıyordu. Beydağ ilçesinin adı Osmanlılara kadar, Palaiapolis adının değişik şekilleri ile (Palyapolis, Palaiapolis, Nikapolis, Palaipo-lis, Palaioupolis, Paloeopolis, Algiza, Palaiapolis) olarak gelmiştir.  Bornova Bilinen en eski adı “Birun-u Abad” olan Bornova’da yerleşim Hellenistik çağda başlamıştır. İsmi Osmanlı kayıtlarında Birunabad olarak geçmiş ise de, Farsça "dış, harici" anlamına gelen "birun" kelimesinin, genellikle yer isimlerinde bir özel isimle birlikte kullanılan "-abad" takısı (İslamabad, Haydarabad gibi) ile pek uyuşmaması, Birunabad'ın başka bir ismin tahrif edilmiş veya uyarlanmış şekli olabileceğini düşündürmektedir. İsmin başlangıçta "Burunova" şeklinde geçtiği de öne sürülmüştür. Amazon’lar, Hititler, İon’lar, Frigya’lılar, Lydya’lılar, Pers’ler, Makedonya’lılar,Bergama Krallığı ve Roma’lılar bu bölgede hüküm sürmüş ve yaşamışlardır. Buca Buca adının orijini hakkındaki bilgiler ise birer hipotezden öteye gidememektedir. Kararas’ın Iconomos’tan naklen kaydettiğine göre 1235 te İzdik Devleti (Dukas Vatidis) Kralı İoyanis Lenvon Manastırı sınırlarını tesbit ettirirken KOHİ denen ve Kral yolu yakınında bir yerleşme adı geçmektedir. Iconomos’a göre burası sonradan Buca adını alan yerdir. KOHİ eski Yunancada bir kapalı açının iç tarafı, dibi anlamına gelmektedir. Yeni Yunancada KOHİ, GONİA olmuş, daha sonra BUGİA ve giderek BUCA ya dönüşmüştür. (Kararas: s. 8, Iconomos: s.8) Aristotalis Foutrier, Le monastre de Lembos isimli arkeolojik incelemesinde ise bu manastıra ait belgeleri incelerken RUZA adında bir köyün sözü geçtiğini, bunu BUCA olabileceğini kaydetmektedir. Bir başka varsayım da son Bizans döneminde bu yörede büyük toprak sahibi olan VUZA yasa Vuzas isimli kişinin adının kaynak olabileceği yolundaki görüştür. Buca sözcüğü Batı literatüründe değişik şekilde yazılmıştır: BOUDJA, BUDJIA, BOUGIEH, BORJA gibi, Bunlardan ilki en yaygın kullanılmış olanıdır.Buca adı ilk olarak Fransız Konsoloshanesinin deprem dolayısıyla Buca ya nakledildiği 1688 yılında, Konsoloshane kayıtlarında görülmektedir.   Çeşme Çeşme ve civarında kaynak suları bol olduğundan ve zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Sürekli akan bu kaynakların etrafında çeşme yaptırmak günümüzde olduğu gibi, eski geleneklerimiz arasında da yer almıştır.  Çiğli Eski tarihlerde, ilçenin genel olarak bataklık ve sazlıklardan oluşması ve denize yakınlığı nedeniyle yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “ÇİĞLİ” adı verildiği bilinmektedir. Dikili Zeytin ağaçlarının dikildiği yere "Dikmelik" denir. Bir var sayıma göre Dikili sözcüğünün bu dikmelik sözcüğünden geldiği sanılmaktadır. Karaosmanoğlu Dikili'de bir çiftlik kurmuştur. Karaosmanoğlu’na ait başka çiftliklerde olduğundan bu çiftliği diğerlerinden ayırt etmek üzere zeytinlerin dikili olduğu veya dikili çiftlik denmesi büyük bir olasılıktır. Foça  İzmir'in kuzeyinde yer alan bir sahil ilçesidir. Kent Antik Çağda bir İyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia adını almış, günümüze Foça olarak gelmiştir. Gaziemir Günümüzde Seydiköy’ün yerini almış olan Gaziemir adı; burayı “Seyyid Mükerremüddin Zaviyesi”ne vakfetmiş olan ve babası Mehmet Bey’in eski Türk devlet geleneği ve idare anlayışı doğrultusunda kendisine verdiği İzmir’de ikamet ederek, hayatını savaşlarla geçirmiş olan Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir. Gaziemir ismi “Gazi Umur”un zaman içerisinde uğramış olduğu değişim sonucunda yaygınlaşan bir isim olduğudur. Güzelbahçe M.Ö. VII.yüzyılda bölgede kurulan Klazomenia şehrinin  ismi zaman içerisinde halk dilinde Klizman şekline dönüşmüştür. Uzun yıllar bu isim kullanılmış ancak Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan sonra, yapılan devrimlere bağlı olarak, 1936 yılında İlçeyi ziyaret eden Vali Kazım DİRİK’in “Bu yörenin toprağı kızıl ve Kurtuluş Savaşı sırasında buralarda çok fazla şehit kanı döküldü, buranın ismi artık Kızılbahçe olsun” önerisi kabul görmüş ve Kızılbahçe’nin ismi kullanılmaya başlamıştır. Ancak geçen süre içerisinde “Kızıl” kelimesine karşı gelişen tepki üzerine, 1954 yılında Belediyenin kuruluşu sırasında isim yeniden değiştirilerek Güzelbahçe olmuştur.   Karabağlar İzmir'in en eski yerleşim yerlerinden Karabağlar. Yaklaşık 200 yıl önce Emrez ve Aktepe, kara üzüm bağlarıyla kaplıydı. Bölgede çok az sayıdaki ailenin bağları, çiftlikleri ve bağ evleri yer alıyordu.  Karaburun Karaburun adının nereden geldiği konusunda çok değişik görüşler ve varsayımlar mevcuttur. Çok eski dönemlerde, yarımadanın adının "Capo Calaberno" olması, fonetik olarak adın buradan değişerek geldiğini düşündürmektedir. Bir varsayıma göre ise; deniz yoluyla yarımadaya ilk varışta "Kömür Burnu" denilen mevkiin görülmesi nedeniyle, kayaların rengi esas alınarak "Karaburun" denildiği şeklindedir. Bir başka varsayım da eski Türk adlandırma usullerinde; kuzey yönünün "kara", güney yönünün ise "ak" olarak adlandırılması mantığına dayandırılmadır. Şimdiki ilçe merkezi eski haritalarda "Karaburun", Eşendere burnu ise "Akburun" olarak geçmektedir. Karşıyaka Kordelya İzmir Karşıyaka’nın eski isimlerinden bir tanesidir. Karşıyaka’nın ismi Coeur de Lion'dan gelir. Fransızca Arslan-Yürek anlamında. III. Haçlı Seferinde Aslan Yürekli Richard’ın orduları Karşıyaka’da konaklamışlar ve o zamanlar ormanlık olan bu bölgeye Aslan Yürekli Richard’ın adı olan Cordelion adını vermişledir. Coeur de Lion zaman içinde Cordelieu, Cordelion ve Kordelya ve en sonunda Karşıyaka’ya dönüşmüştür. Bugün bile Kordelya adında birçok kafe semtte bulunmaktadır. Kemalpaşa 9 Eylül 1922 akşamı Mustafa Kemal Paşa'nın bu bölgede konaklamasından dolayı ismi sonradan değiştirilerek Kemalpaşa olmuştur. Kınık Kınık adı kelime anlamı bakımından, tarihçilere göre “nerede olsa azizdir” anlamına gelmektedir. İlçe bugünkü adını oğuz Türklerinin Bozoklar kolunun Kınık boyundan almaktadır. Kiraz M.Ö.8. yüzyılda İonlar, "Kışın sert soğuktan koruyan Kışlık Barınak" anlamına gelen “Klaos/Kleos”  ismi vermişlerdir. Bizans döneminde, "Çanak ova" anlamına gelen "Kilas/Kilos” ismi verilmiştir. M.S.2.yüzyılın sonlarında “Kilbis” olarak anılıyordu. M.S. 2. yüzyıl sonlarında, Bizans Döneminde “Koloe/Kolose” adı veriliyordu. Luwi dilinden gelme Koloe adı, Helen ağzına uydurulmuş Kolose olarak söylenmiştir. Osmanlı Döneminde, "Keles/Kelas/Kilas" ismi kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Döneminde 1948 yılında ilçe olan Keles’e  "Kiraz" adi verilmiştir.   Konak İzmir Derebeyi Katipzade Mehmet Çelebi, 1700’lerde meydanda denize nazır bir konak inşa ettirdi. Bu isim böylece ortaya çıktı.  Menderes Yakın zamana kadar Cumaovası olan ismi 1989 yılında alınan kararla Cumaovası Havaalanının isminin Adnan Menderes Havalimanı şeklinde değiştirilmesiyle ilçenin de adı Menderes şeklinde değiştirilmiştir.   Menemen Bu konuda kesin kanıt olmakla birlikte birtakım rivayetler ortaya atılmıştır.  1-) Pers Krallığı sırasında övünmeyi seven Pers Kralına bu şehri kimin aldığı sorulduğunda "men,men" diye yanıt verir. Farsça'da "men", "ben" zamirinin karşılığıdır. Bu deyiş sonradan Menemen olur.  2-) Bergama Kralı Eumen, şehre kendi adını vermiş, sonradan bu Menemen şekline dönüşmüştür.  3-) Bizans egemenliği sırasında "maino-menau" adının verildiği, bu deyişin zamanla değişerek bugünkü şeklini alarak Menemen olmuştur.   Narlıdere Yukarıköy'ün kenarından geçen Ali Onbaşı Deresi'nin kıyısındaki bahçelerde bir zamanlar var olan Nar ağaçlarından almışlar. Ödemiş Ödemiş adı 1451 yılında Otamış, 1684 yılında Ötemiş, 1820 yılında son değişikliklerle bugünkü adını almıştır.  Ödemiş’in, önce iri bir köy durumuna gelmesi ve sonra hızla nüfusunun artması o sıralarda havzada özellikle doğu kesiminde Ötemiş(ya da Ödemiş) aşireti olarak bilinen ve göçebe yaşantıları ile tanınan Türkmenler’in 1684’den başlayarak bugünkü Ödemiş kasabasının olduğu yerde yerleşik duruma gelmeleri ile oluştuğu bilgisini mevcuttur.   Seferihisar Bölgenin bilinen tarihi; Karyalılar ve İonyalılar ile başlar, MÖ 30’da Romalıların Anadolu’yu işgali sırasında komutan Tysafer buraya yerleşir. 11. yüzyılda Selçuklular egemen olduğunda bölgenin adı “Tysaferin Hisarı” Osmanlı Döneminde “Sivrihisar” ve Cumhuriyet’ten sonra ise “Seferihisar” olur.  Selçuk İlçenin ilk ismi antik çağlardan gelmektedir. Efes (Ephesus) adı yerleşim yerlerinin değişmesiyle Ayasuluk olmuştur. Bölge 1390-1914 yılları arasında Türk ve Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra Selçuk adını almıştır. Tire Tarihi belgelerde Thira, Thyera, Tyrha, Apaterie ve teira olarakta geçen Tire ismi Hatti-Luvi dil ailesinden gelmekte olup kale, hisar anlamlarını ihtiva etmektedir. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans devletlerine ev sahipliği yapmış olan Tire’de 13.yy’da Aydınoğulları Beyliğiyle birlikte Türk egemenliği başlamıştır. Bu egemenlik 1426 yılında Osmanlı devletiyle devam etmiş olup günümüze dek gelmiştir. Torbalı İsmini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan Metropolis diğer adıyla Triyanna ya da Tripolisten aldığı rivayet edilen Torbalı, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıkların merkezi durumundadır. Pek çok kisinin bildigi bir söylenceye göre Sultan Abdülhamid’in çiftligine fidanlar diken Murat Bey, fidanlarin zarar görmemesi için develerin agzina “Torba” baglanmasini emretmis, yöre daha sonra “Torbali” adiyla anilmaya baslanmistir. Urla İlçenin ismini nereden aldığına dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Halk dilinde Latince ve Rumca bataklık-sazlık anlamına gelen “Vurla” kelimesinden ve Osmanlı Padişahı Mehmet Çelebi’nin komutanlarından İbrahim Beyin sefere çıkarken kendisine “Uğurola”, “Uğurlu geldi” demesinden üretildiği söylenmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde şehrin Kıdafe Kralının kızı “Ulice” tarafından kurulduğu ve şehre “Urli” adının verildiği zamanla halk dilinde değişerek “Urla” dendiği yazılmaktadır. Aklınızda Bulunsun
Müşterilerimizin bilmesini istediğimiz 10 şey Müşterilerimizin bilmesini istediğimiz 10 şey Müşterilerimizin bilmesini istediğimiz 10 şey 1. Sabah 8'den önce bir şey istemek için aramanız gerekiyorsa, önce bir günaydın mesajı atabilirsiniz mesela 2. Bizim de bir hayatımız var biliyorsunuz değil mi? O yüzden "biz evin önündeyiz, kaç dakikada burada olursunuz?" diye aramadan önce iki kere düşünün lütfen. Evet müşterilerimizi seviyoruz ama bütün gün boş boş oturmuyoruz ki biz. 3. Biz taksi şoförü değiliz. Tabii ki size yer gösterme belgesi, alım satım sözleşmesi gibi evraklar imzalatacağız. Sadece ev görmek ve hiç bir belgeye imza atmamak istiyorsanız artık telefonların navigasyon uygulamaları var. İnternetten bulduğunuz evi kendiniz gezebilirsiniz. Bizim verdiğimiz hizmet ev göstermek değil. 4.Alım satım sürecinde sizin de yapmanız gereken şeyler olduğunu bilmelisiniz. Randevulara gelmek, banka işlemleri için imza atmak, doğru bilgiler vermek gibi... 5.Komşunuzun evini satışa çıkardığı fiyat, sizin evinizin fiyatı belirlemek için yeterli bir ölçü değildir ve bu işi komşunuzdan daha iyi bildiğimiz kesin !!! 6.Bir iki mülk almış satmış olmanız sizi gayrimenkul danışmanı yapmaz. Biz kaç işlem yapıyoruz haberiniz var mı? 7. Bazen bir mülkü satmak ya da size uygun bir ev bulmak tahmin ettiğimizden uzun sürebilir. Ama bu işlemi tamamlamak istiyoruz emin olun. Biz işlem kapanmadan para kazanamıyoruz maalesef... 8. Çok yetenekli ve çok çalışanız ama işimizi doğru yapmaya çalıştığımız için yapabileceklerimizin bir sınırı var. Bir portföye piyasa fiyatının %40 altında teklif vermemizi istemeyin ne olur. 9.İşimiz hizmet. Sizinle tabii ki ilgileniyoruz ama kankanız da değiliz. Çocuğunuzu okuldan alıp, patronunuzdan sizin için zam isteyemeyiz. 10. Ve hayalinizdeki ev alınmış, aylardır satılık tabelasıyla bekleyen mülkünüz en kısa sürede satılmış, tapu devri yapılmış, her şey bitmişse sizinle bir kutlamaya yapmaktan mutluluk duyarız. Aklınızda Bulunsun